Okul Bahçesindeki Görünmez Savaş: Temizlik mi, Yoksa Velileri Birbirine Düşman Eden O Adaletsizlik mi?
Yeni bir eğitim-öğretim yılı başladığında, okul kapılarından içeri giren velilerin gündemi hep aynıdır, değil mi? WhatsApp gruplarında, okul bahçelerinde ve kahve masalarında saatlerce aynı şeyler konuşulur: "Sınıflar temiz mi?", "Güvenlik yeterli mi?", "Kantin fiyatları ne kadar olmuş?"
Herkes okulun görünen yüzündeki fiziksel eksiklikleri tartışır durur. Medya da bu çarkın üzerine gider; güvenlik bariyerlerini, hijyen sorunlarını manşetlere taşır. Peki, asıl tehlike nerede? Kapıdan içeri girdiğimizde, o parlak okul koridorlarının ardında kimsenin yüksek sesle dile getirmeye cesaret edemediği o büyük kriz nerede saklı?
Asıl kriz içerideki gruplaşmalarda, adaletsizlikte ve birbirine düşman edilen velilerde.
WhatsApp Gruplarının Arkasındaki Gerçek
Ortada çok net, ortak bir amaç var: Çocuklarımızın iyi bir eğitim alması, mutlu ve güvenli bireyler olarak yetişmesi. Aynı amaca hizmet eden, aynı endişeleri paylaşan yetişkinleriz hepimiz. Peki, nasıl oluyor da birbirini hiç tanımayan insanlar, okul bahçesinde ya da o kilitli WhatsApp gruplarında birbirinin kurdu haline geliyor? Bu öfke, bu keskin kutuplaşma durduk yere mi çıkıyor?
Elbette hayır.
Bu öfkenin ve gruplaşmanın temelinde, ne yazık ki okul içerisindeki yönetim anlayışı yatıyor. Okul müdürlerinin, idarecilerin ya da bazı öğretmenlerin sergilediği eşit olmayan, kayırıcı tutumlar bu ateşin ilk kıvılcımı oluyor. Üst yönetimin yarattığı bu ayrımcılık, veliler arasında gizli bir hiyerarşi ve rekabet yaratıyor. Kimi veli kendini sistemin "imtiyazlı" köşesinde bulurken, kimi veli ötekileştiriliyor.
O Zehir Çocuklara Nasıl Sıçruyor?
Yetişkinler dünyasındaki bu adaletsizlik ve gruplaşma sadece büyükler arasında kalmıyor. Ne yazık ki çok daha acı bir boyutu var: Çocuklara yansıması.
Yetişkinlerin birbirine karşı taşıdığı o gizli öfke ve güvensizlik, kısa süre içinde çocukların diline, tavırlarına ve tenefüsteki oyunlarına sirayet ediyor. Çocuklar daha ilkokul yıllarında hangi grubun çocuğu olduklarının, kimin "değerli" kimin "arka planda" tutulduğunun farkına varıyor. Ailede biriken o sessiz öfke, çocukların sırtına ağır bir yük olarak biniyor. Sonra dönüp şaşıyoruz: "Neden bu çocuklar bu kadar kaygılı, neden birbirlerine karşı bu kadar tahammülsüzler?"
Çantayı Değil, Sistemi Hafifletmek
Çocuklarımızın sırtındaki okul çantalarının ağırlığından şikayet ediyoruz. Oysa asıl taşınmaz yük, bu adaletsiz sistemin ve velilerin omuzlarına yüklediği ruhsal ağırlıktır. Okulların sadece fiziksel temizliğini konuşmak, içerideki bu zihinsel kirliliği görmezden gelmek demektir.
Çocuklarımıza dürüstlüğü, adalet, paylaşmayı öğretmeye çalışırken; bizzat içinde bulunduğumuz eğitim düzeninin bize dayattığı bu gizli rekabeti ve ayrımcılığı masaya yatırmak zorundayız. Önce büyüklerin kendi arasındaki bu görünmez savaşı bitirmesi gerekiyor.
Çünkü çocuklar bizim söylediklerimizi değil, yaşadığımız adaletsizliğe karşı gösterdiğimiz duruşu kopyalarlar.
Peki, siz bu yıl okul kapısından içeri girdiğinizde, etrafınızda dönen o sessiz savaşın farkına varabildiniz mi?